Ana Sayfa Arama
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İkinci depreme ameliyatta yakalanıp, hekimlerin sedyeye sarılarak koruduğu Kenan Karadağ o anları anlattı

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ilk depremde enkaz

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen ilk depremde enkaz altında kalan, ikinci depreme ise ameliyat masasında yakalanan

Kenan Karadağ, aylar süren tedavinin ardından yaşama tutundu. Deprem sırasında hekimlerin sedyeye sarılarak siper olduğu görüntüleri daha sonra izlediğini anlatan Karadağ, “Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun, sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi” diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kamuoyunda ’asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlerde yükseköğretim kurumları ve üniversite hastaneleri birçok alanda katkı sundu. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 3 katlı apartmanın birinci katında eşi, çocuğu, 10’a yakın akrabasıyla yaşayan 62 yaşındaki Kenan Karadağ, ilk depremde binanın çökmesiyle 10 saat enkaz altında kaldı. Bacağı kesilerek enkazdan çıkarılan Karadağ, o dönemde yaşadıklarını anlattı. Depremde ailesiyle enkaz altında kaldığını belirten Kenan Karadağ, “Zifiri karanlık bir yerdesin. İlk şoku atlattıktan sonra eşim, ’Ben nefes alamıyorum, ölüyorum’ dedi. Küçük oğlum da yanımdaydı. Onun sesini duydum. Ben ilk anda ayağımın enkazda kaldığını hissettim. Oğluma, ’Annen nefes alamıyor, anneni düzelt’ dedim. Sonra eşimin sesi geldi. ’Şükür nefes almaya başladım’ dedi. Oğlum annesini çıkartıp bana, ’Baba seni de çıkaracağım’ dedi” ifadelerini kullandı.

“Gözümün önünden beyaz bir perde geçti”

O anlarda öleceğini düşündüğünü aktaran Karadağ, “Allah’ım ölümü bana kolaylaştır diye dua ettim. Bir anda kafam öne düştü, gözlerim kapandı, gözümün önünden beyaz bir perde geçti ve bitti. Hayatla ilgili hiçbir şeyim kalmadı” dedi.

Bir doktorun ayağını kesmesinin ardından enkazdan çıkarıldığını anlatan Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Acil servisteyken ikinci deprem oluyor. O esnada üzerime beyaz gömlekli bir doktorun atladığını gösterdiler. 4 ay sonra bunu izledim. Sedye bir o tarafa gidiyor, bir bu tarafa savruluyor. Herkes panik halinde, can korkusu var. Daha sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor sedyenin üzerine atlıyor, beni tutuyor. Ondan sonra aşağıya indiriyorlar ve hayatını kaybetmiş diyorlar. Hastanede 3 ayın sonunda yoğun bakımdan çıktıktan sonra doktor Okan hoca ile tanıştım. ’Ne aşamalardan geçtiğini bilmiyorsun. Sana binde bir bile yaşam ümidi verilmedi ama sen literatüre girecek bir hastasın. O günkü şartlar altında yapabileceğimizin en iyisini yaptık’ dedi.”

Yoğun bakımda 45 gün kaldığını anlatan Karadağ, “Böbrekler iflas etmiş, solunum gitmiş, kaç sefer kalp durmuş ama işte takdiri ilahidir. Enkazdayken diz kapağımın altından kesmişler, daha sonra kangren olmuş, yukarlara doğru kesim devam etmiş. Olmamış en son doktorlar, ’Küçük de olsa bir ümit var. Biz bunu kalçadan kesersek belki kangreni durdurabiliriz’ demiş ve bacağım kalçadan kesilmiş” diye konuştu.

“Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk”

Enkazdan çıkarıldıktan sonra Kenan Karadağ’a ilk müdahaleyi yapan İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Aslantürk, ilk deprem olduktan sonra ekip olarak hastaneye gittiklerini söyledi. Aslantürk, bir bacağı ampute olan Karadağ’ı değerlendirdikleri sırada ikinci depreme yakalandıklarını belirterek, o günü şöyle anlattı:

“Deprem sırasında doğal olarak hastayı bırakıp çıkmadık, onu tuttuk. Deprem durduktan sonra hastayı ameliyathaneye alıp işimize devam ettik. Onu takip etmek gerekiyordu, o halde bırakmamız ölmesi demekti. İlk anda bıraksaydık sedyeden düşecekti. Tutmak zorunda hissettim. ‘Onu nasıl yaparız, bunu yaparız’ gibi bir şey değil. Aslında ailem de hastanedeydi, benim odamda bekliyorlardı. O an onları düşünemiyorsunuz. O anlık bir şey. Çünkü hastanın sedyesinin bir tarafı açık, düşerse sıkıntı yaşarız diye hastanın başından ayrılamadık.”

O dönem 2 ay hastanede kaldıklarını anlatan Aslantürk, ekip arkadaşıyla beraber hastanedeki odalarında kanepede yattıklarını söyleyerek, “Hastane, bize ev oldu” dedi.

“Neredeyse sedyeden düşecekti”

İnönü Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Ergen de ikinci depremden sonra kimsenin hastaneye girmek istemediğini, büyük bir korku ve panik olduğunu aktardı. Ergen, şunları kaydetti:

“Şunu fark ettim, çalışabilmeleri için orada herkesi motive etmem gerekiyordu. Çünkü bekleyen hastalar var, çalışan bir kurum var. Onların motivasyonu için çok uğraşmıştım. Birkaç deprem şokunu atlattıktan sonra herkes motive oldu zaten. Çalışmaya devam ettik. Çok kötü günlerdi. İlk depremde enkazda kalıp bacağı ampute edilmiş bir hastamız vardı. Genel durumu da çok kötüydü. Bir an önce onu ameliyathaneye indirmeye çalışıyorduk. O sırada ikinci deprem oldu. Okan hoca onu tuttu. Neredeyse sedyeden düşecekti, çünkü ciddi sallanıyordu. Okan hoca üstüne kapaklandı düşmesin diye. Başka bir sağlık memuru arkadaş daha vardı. Herkes kaçıştı, canını kurtarmaya çalışıyordu. Kendimizi düşünmek o sırada çok aklımıza gelmedi. Bir de binaya çok güveniyoruz, binaya bir şey olmayacağının farkındaydım.”

“Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin”

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere bir kez daha rahmet dileyerek, “Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.

Üniversitelerin ve üniversite hastanelerinin afetin en ağır şartlarında dahi hizmete bir an bile ara vermediğini, bilimsel birikimlerini, sağlık kapasitelerini ve insan kaynağını toplumun yararına seferber ettiğini vurgulayan Özvar, yükseköğretim kurumlarının gerek depremzedeler için fiziki imkan oluşturulmasıyla gerekse akademisyeninden öğrencisine kadar her paydaşı ile gönüllü faaliyetler yürütmesiyle önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.